Açıklamada “Ne yazık ki, ne kadın cinayetleri ne de kadına yönelik şiddet son bulmuyor, aksine artarak devam ediyor.” denildi.
Açıklamada daha sonra şu görüşlere yer verildi; “Eşitsizlik devam ettiği, kadını aşağılayan, ayrıştıran ve şiddeti körükleyen eril dilin kullanıldığı, suçluların hak ettiği cezayı almadığı ve kadını koruyucu mekanizmaların yerinde, zamanında ve etkin şekilde uygulanmadığı hiçbir ortamda şiddet sona ermez. Ev içinde şiddeti, işyerinde mobingi, tacizi, eşitsizliği, ayrımcılığı, sokakta tacizi yaşayan kadınlar. Ekonomik krizlerde gözden ilk çıkarılıveren, daha düşük ücretle ve güvencesiz çalıştırılmak istenen ve ayrımcığa uğrayan kadınlar. Yaşam tercihlerine ve şekillerine yön verilmek istenen, kıyafetine müdahale edilen, ancak neyi nasıl istedikleri sorulmayan kadınlar. Evde, işte, sokakta kısacası yaşamın her yerinde varız ve var olacağız. Yaşam şeklimize karşı yapılan dayatmaları kabul etmiyor, laiklikten ve kazanılmış haklarımızdan asla vazgeçmiyoruz. Eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam istiyoruz ve kuruncaya kadar, ne haklarımızdan, ne hayatlarımızdan ne de İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz.”